Nisan: Kitap | Müzik | Film


Bir süredir aklımda okuduğum kitaplardan, dinlediğim müziklerden ve izlediğim filmlerden bahsetmek vardı; bazı okuyucularım da bu tarzda blog postu yazmamı istedi ancak ben bir türlü nasıl bir yol izleyeceğime karar verememiştim. Sonunda, o ay keşfettiğim kitaplardan, müziklerden ve filmlerden bahsetmeyi uygun buldum. Umarım bu yeni yazı dizisi sizlere ilham verebilir. Ve elbette ben de sizin önerilerinizi yorumlarda bekliyor olacağım.


Kitap


Yazar: Stephen King
Kitap Adı: Korku Ağı
İlk Baskı Yılı: 2017
Sayfa Sayısı: 592
Yayınevi: Altın Kitaplar

Geçtiğimiz ay aldığım ve merakla okuduğum Korku Ağı, nedense ustanın yazdığı diğer kitaplar kadar bağlamadı kendine beni. Vampirleri konu edinen bu kitapta Stephen King 'in uslübunu sevsem de sanıyorum ki konu nedeniyle favorilerim içerisine giremedi. Kitap, tür bakımından yazarın fantastik eser çizgisini polisiye ile birleştiriyor. Puanım: 4/5
Evet, Stephen King 'e iltimas geçiyorum ^_^




Yazar: Dennis Prager
Kitap Adı: Mutluluk Ciddi Bir Sorundur
İlk Baskı Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 208
Yayınevi: Butik
*Uluslararası Bestseller*


Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; koyu dindar, ahlakçı bir adamın mutluluk hakkında yazdığı ve esnetilemez doğruların bulunduğu bir kitap. Kitapta altını çizdiğim yerler olsa da genellikle zaman kaybı olduğunu düşündüm. Kim önerdi, neden okudum hatırlayamıyorum ancak kişisel gelişim kategorisinde bundan çok daha iyisini bulacağınıza eminim. Puanım: 2,5/5
Yine de hoşuma giden ve altını çizdiğim bazı kısımları paylaşmak istiyorum;

*... Ancak bir gün mutsuz olmanın kolay olduğunu anladım - aslında en kolay kaçış yoluydu - mutsuz olmak için cesur olmak ya da çaba sarfetmek gerekmiyordu. Herkes mutsuz olabilirdi...

*Hayatta değer verdiğimiz her şeyi çok çalışarak elde ederiz. Mutluluk da buna dahildir.

*Hayatın acı oluşu yerine getirilmemiş arzular ve beklentilerden kaynaklanır.

*... Geleneksel Doğu felsefesinden modern Batı psikolojisine kadar her yerde çok yaygın bir bilgi vardır; kendine karşı açık ve net olmanın acı verse de bir lanet değil lütuf oluşudur.

*İyi şeyler yapma ve iyi insanlar olma hedefini  mutlu olma hedefinden önemli gören insanlar, söz konusu öncelikli hedeflerinin yan ürünü olarak mutluluğu elde ederler. İyilik yaparak elde edilen zihinsel huzur ve öz değerlilik duygusu başka hiçbir şekilde elde edilemez.



Müzik

Sezen Aksu - Manifesto

Sezen Aksu 'nun belki de en az sanatsal kaygı ile seslendirdiği Manifesto, günümüzü yakalamak için yaratılmış olsa da çocukluğumuzda dinlediğimiz Sezen Aksu şarkılarından çok uzaktaydı. Nisan ayında keşfettim ve ara sıra ağzıma takıldı ancak hiç duymasaydım daha mutlu olabilirdim.


Zaz - On Ira

Şarkılarını ve sesini genel olarak sevdiğim Zaz yeni bir şarkı çıkarmış, en yakın arkadaşım sayesinde dostluk konusunu konu edinen On Ira 'dan haberdar olmuş oldum. Gayet eğlenceli ve güzel bir şarkı.


Pentatonix - Bohemian Rhapsody

Akapella yapan en iyi gruplardan biri olan Pentatonix 'in Bohemian Rhapsody yorumu geçtiğimiz ay keşfettiğim son şarkıydı. Tüm klibin bir koltuk etrafında geçmesinden hoşlanmasam da bu eşsiz şarkıyı başarıyla yorumladıklarını düşünüyorum.



Film

The Philadelphia Story

Son zamanlarda siyah beyaz filmlere karşı bir çekim hissediyorum. Güzelliğine hayran olduğum Katharine Hepburn 'ün filmlerinden biri olan 1940 yapımı The Philadelphia Story, romantik komedi türünde bir film.

İki Oscar ödüllü bu filmin konusu ise şu şekilde;
Philadelphia mirasçısı Tracy evlendikten kısa bir süre sonra kocası C.K. Dexter'dan ayrılır. 2 sene sonra Tracy; Dexter, Spy dergisi için çalışırken saygın birisi olan George ile evlenmeye karar verir. Düğünden bir gece önde Dexter yazar Mike ve fotoğrafçı Liz ile bilrikte Tracy'nin evine gelince Tracy için işler karışır.

IMDB: 8/10 
Benim puanım: 7/10


His Girl Friday

Yine bir 1940 yapımı olan izlediğim bir diğer film ise His Girl Friday. Film bol diyaloglu (gerçekten bol) ve gazeteciliğin görünmeyen yüzü ile siyasetin karanlık tarafını işleyen romantik komedi. Siyah beyaz romantik komedi filmlerinde sık sık karşılaşılan "eski sevgili/eş ve müstakbel sevgili/eş adayı" arasındaki bir kadını konu alsa da ek olarak işine sıkı sıkıya bağlı bir kadını görüyor olmak da sevindirici.


Chicago’da büyük bir gazetenin editörü olan Walter Burns (Cary Grant) ve onunla çalışan gazeteci Hildy Johnson (Rosalind Russel) boşanmıştır. Hildy, nişanlısı olan sigortacı Bruce Baldwin’le evlenip sakin bir aile hayatı sürmek için işten ayrılacağını Walter’a iletir. Fakat Walter’ın yazarını kaybetme gibi bir isteği yoktur. Bu yüzden Bruce’u takibe alıp, onun başını belaya sokma çalışmalarında bulunurken Hildy’i gazeteye döndürmeye ikna etmekle uğraşır.

IMDB: 8/10  
Benim puanım: 8/10


Güzel ve Çirkin

Çocukluğumdan beri en sevdiğim Disney Masalı "Güzel ve Çirkin" olmuştur ve belki de bu masalı yüzlerce kez okumuşumdur. Sinemada izleme fırsatı bulunca tek bir bilet alıp koşarak gittim izlemeye. Müzikal bir film ve 3D gözlüklerle çocukluğuma döndüm diyebilirim. Tam olarak istediğim tadı alamadım gerçi, kitaptan uzaklaştıkları yerleri sevemedim örneğin ama yine de izlediğime pişman değilim.


Kendisine yapılan büyü sonucunda korkunç bir yaratığa dönüşen bir prens, şatosunda aynı büyü sonucu konuşan eşyalara dönüşmüş uşakları dışında kimse olmadan yaşamaktadır. 10 yıl içinde kendisine aşık olacak hiçbir kadın çıkmazsa sonsuza dek canavar olarak kalacaktır. Bir gün Maurice adında bir adam şatosuna izinsiz girince yaşlı adamı tutsak alır. Olayı duyan kızı Belle şatoya gelerek babasının özgürlüğü karşılığında şatoda tutsak olmayı kabul eder. Şatodaki eşyalarla ve sonrasında Canavar'la arkadaş olmaya başladıkça korkutucu görüntüsünün altında çok iyi bir kalp taşıdığını öğrenir. Bu sırada Belle'e aşık olan avcı Gaston, Canavar'ı öldürüp Belle ile evlenebilmek için her şeyi yapacaktır.

IMDB: 7,7 /10
Benim puanım: 8/10


   Umarım blogum için yeni bir türde olan bu yazımı beğenmişsinizdir. Bir sonraki yazıya kadar kendinize cici bakın!

1 yorum: